Thursday, March 15, 2007

HAYATIN BOYUT DEĞİŞTİRDİĞİ AN

Sevgili günlük,
Çoook uzun zaman oldu biliyorum ama napıyım içimden tek bir satır yazmak gelmedi halbuki yazacak o kadar çok şey vardı ki...Neyse artık vakit buldukça yaşadıklarımı seninle paylaşmaya karar verdim...
En son içimdeki yaratıktan ve işimde olanlardan bahsetmiştim...Şimdi içimdeki sevimli yaratıktan bahsetmek istiyorum sana günlük..
İnsanın hayatında yaşayabileceği ben'ce en en ama en güzel olayı bende 26.12.2006 tarihinde yaşadım...O sabah uyandığımda kendi kendime dedimki tamam zaman doldu büyük gün bugün olmalı yoksa 1 gece daha dayanamıycam hatta asıl tarih olan 01.01.2007 ye kadar bu stresi hiç çekemiycem...O gün saat 13.00de kontrol amacıyla hastaneye gittik annem ve babamla ama ben eve dönmeyeceğimi biliyordum ona göre sabah kahvaltıdan sonra hiçbirşey yemedim ama laf aramızda baya bir su içtim o saate kadar...Saat 14.00 de sevgili doktorum NST(nonstres test) sonucumu gördü ve daha bir şey yok herşey yolunda gibi dedi ve cümlesi biter bitmez hadi gelin bugün bitirelim şu işi dedim...Şaşırdı ,emin misin sen gerçekten dedi bende evet lütfen hadi bitsin artık ben dayanamıyorum dedim...Peki tamam o zaman ama ben bugün biraz yoğunum akşama doğru yapalım dedi ,atladım hemen tamamdır diye...Sevgili eşimi aradım,o doktorun nst sonucumu nasıl değerlendirdiğini beklerken, hadi gel hemen dedim büyük gün geldi!! Bir an sesi kesildi eşimin duyunca... Ve heyecanlı bekleyiş başladı:)) Arkadaşlarım bir anda yanımda bitiverdi ...Ve saat 17.10da bir sedyeyle odama geldi hemşire hadi bakalım gidiyoruz...Ve saat 18.06 işte o an hayatımın boyut değiştirdiği andı....Devamı sonra çünkü içerden sesler geliyor sevgili günlük....

Monday, June 26, 2006

Yoksa Uğursuzluk Bende mİ??

Selam arkadaşlar,
Bazen hayatımda öyle dönemler oluyor ki inanılır gibi değil sanki bazı şeyleri üzerime çekiyorum ya da bazı şeyler beni kendine çekiyor...
Hayatım boyunca çalıştığım,kısa veya uzun süreli staj yaptığım bütün şirketler bir şekilde yok olup gitti...Uğursuzluk bende mi nedir acaba??
Stajımı yaptığım firmalara bakıyorum da mesela Raks,üniversite 3.sınıftaydım yanlış hatırlamıyorsam bu firmada yaz stajı yapmıştım sonra firma iflas etti!! Daha sonra dünyanın en büyük 5 danışmanlık şirketinden biri olan Arthur Andersen adlı firmada staj yaptım hem bu baya uzun soluklu bir staj dönemiydi neredeyse 2 seneye yakın sürmüştü ama benden bir kaç sene sonra bu firma iflas etti ve başka bir büyük firma tarafından satın alındı...Daha sonra profesyonel iş hayatıma başladığım sevgili eski firmam...Deli gibi para kazanan deli gibi iş yapan bir firmaydı ama ne yazık ki 5.yılımda orası da dünya çapında bir birleşme yaşadı ve maalesef yok oldu gitti bambaşka bir firma haline geldi...Ben oradaki son zamanlarımda işimi değiştirmeye karar verip başka bir firmayla flört etmeye başlamıştım,bu firmamda Amerika menşeli bir firma ama burası da satılıyor!!Gerçi buraya gelirken biliyordum satılacağını yani benim için sürpriz değildi hatta şu an bu durumdan benden daha çok mutlu olan yoktur çünkü ailemizin şu anda yolda olan 3.şahsını bizzat kendi ellerimle büyütmem için bulunmaz bir fırsat oldu bu...Ama daha sonra çalışmak istediğim zaman iş başvurusu yaparken tüm firmalarımın satıldığını ,yok olduğunu söylersem herhalde asla iş bulamam...Bakarsınız belki de kendi işimi kurarım...Daha sonra bu şirketi de yabancı birilerine satar köşe olur otururum!!!!
Hayat bu olur mu olur...Tabi iş kurup iflas etmek de var ama neyse iyi düşünmek lazım ki sonunda iyi olsun...
Öptüm herkesi,görüşmek üzere kucak dolusu sevgiler...

Wednesday, May 31, 2006

İçimdeki Yaratık

Arkadaşlar dün büyük gündü,sevgili eşimle beraber sevgili doktorumuza gittik...Ve ve bizim ufaklığı gördük...Pıtır pıtır atan bir kalbi var,inanılmaz bir şeydi bu...Fıkır fıkır oynuyordu kendisi...Doktor henüz bebek demiyor ona, o bir embriyon doktor amcası için...3 parçalık ultrason görüntüsüne baktım baktım durdum bütün gün...Hala inanamıyorum içimde benim kalbimden başka atan bir kalp daha var!!Artık gerçekten kendimi 2 canlı hissediyorum...Ne güzel bir duyguymuş bu böyle...Keşke bu kadar beklemeseymişim...Umarım sonuna kadar da problemsiz bir şekilde gider...Hala riskli dönemi atlatmadık 3 hafta sonra daha rahat bir nefes alabileceğiz inşallah...
Görüşmek üzere,herkesi çok çok öpüyorum...
Sevgiler

Thursday, May 18, 2006

SELAAAM!!!

Merhabalar sevgili blog dostlarım,biliyorum beni blog dostunuz olmaktan çıkarttınız ama çok geçerli sebeplerim vardı inanın...
Zaman ne kadar da çabuk uçup gidiyor şaşırıyorum ve insanın hayatında öyle şeyler oluyor ki bir anda tüm hayatın 180 derece değişiyor,sen değişiyorsun.Hayata bakışın, amaçların ,fikirlerin...Sanki 1,5 ay önceki ben ile şu anda ki ben farklı kişiler gibiyiz...Hikayeyi anlatmaya başlıyım ben en iyisi fazla uzatmadan...
Efendim benim çalıştığım her şirket bir şeklide ya satılır ya başka bir şirketle birleşir ya da batar...Tabi bu yeni şirketimde ben işe girdikten sonra ancak 6 ay dayanabildi...Ve tatataaaa satılıyoruz...Gerçi ben ilk iş görüşmesine geldiğimde de bu satış işleminin olacağını biliyordum yani benim için sürpriz birşey olmadı hatta şu andaki durumumda daha iyisi olamazdı...Neyse nisan ayının 20sinde bizi satın alan İtalyan askı firması ile toplantı için Londra'ya gittim.Toplantı 1,5 gün sürecekti;perşembe ve cuma öğlene kadar...Daha güzel ne olabilirdi ki benim gibi bir gezenti için,cuma öğleden sonra ve cumartesi günü kalıp Londra sokaklarında - özellikle Oxford Street diye bir caddesi var ki bütün mağazaların olduğu yani beni sabah bırak mağazalar kapanırken al tarzında biryer- canım çıkana kadar gezicektim,sonra da pazar günü turşu olmuş bir şekilde eve gelip ancak 1 haftada kendime gelecektim...Evet bu dediklerimin bir kısmı oldu gerçekten,şu turşu olma durumu gibi...Efendime söyliyim bendeniz cuma akşamına bir de tiyatro bileti aldım,Londra'nın tiyatroları çok meşhur gidip de görmeden dönmiyim diye ,aman kusur kalmıyım!!Cuma günü toplantı bitti öğlen 12.00de ben 12.15de sokağa fırlamıştım bile...Önce bir meşhur Harrods mağazasını geziyim dedim sonra tiyatroların olduğu bölgede turlarım sonra da tiyatroya girerim diye de planlarımı yaptım hemencecik...Bütün bu dediklerimi de gerçekleştirdim fakat mesela Harrods mağazasını gezerken bir an yorgunluktan düşüp bayılıcam zannettim,ben mi mağazayı gezdim mağazamı beni gezdi bilmiyorum...Neyse sonra zorla(sanki silah dayıyorlar ya kafama!!) gittim tiyatroya...Oyun çok keyifliydi ama ben hiç bu kadar yorulduğumu ve bir yerde bu kadar zor oturduğumu hatırlamıyorum, sonunda da gece saat 23.00gibi otelime geldim...Sabaha karşı da deli gibi hastalandım.Bir titreme bir ateş aklınız durur...Herzaman yanıma bilumum ilaçları alan ben bu defa yanıma sadece Minoset diye bir ağrı kesici almıştım o kadar...Sabahı sabah ettim o gece...Sabah oldu,oda da kalmak olmaz, maalesef bu şirketim esikisi kadar hovarda değil dolayısıyla bu kaldığım ekstra günü cebimden ödemek durumundayım ,e böyle olunca bir de insanın odada oturası gelmiyor...Zar zor çıktım doğru gittim Oxford Street denen yere...Ama gözüm hiçbir mağaza görmüyor fakat bu arada ne ateşim var ne başka bir ağrım sızım sadece yorgunum ve hiç birşey yapmak istemiyorum...Bir mağazaya giriyorum ki normal şartlar altında benim 2-3 saat kafadan geçirebileceğim bir mağaza ama nerdee 20dk sonra kendimi zor atıyorum dışarı oturacak bir kafe bulup 1,5 saat oturuyorum...Velhasıl ben o günü tamamlayamadan odama geldim ve uyudum,çünkü gözüm sadece yatağı görüyordu!! Ve pazar günü turşu gibi eve geldim...Pazartesi oldu bende gene bir anormallik var,bu arada hiçbirşey yiyemiyorum canım istemiyor ve gene yorgunum...10saate yakın uyuyorum ama kafamı kaldıramıyorum...Açıkçası korkmaya başladım allahım ben kanser falan mı oldum diye...Aradan 1-2 gün daha geçti bu arada aklıma başka birşey geldi ben de test yaptırmaya karar verdim...Ve sonucuna göre öğrendim ki ailemize birisi geliyor!!!Hamileyiiimm...
O anda hayat durdu diyebilirim...Hemen doktorumu aradım,1 hafta daha dur biraz büyüsün öyle gel dedi...1 hafta sonra gittim ve 5 haftalık hamile olduğumu söyledi doktorum...Ama inanamıyordum,çok garip bir duygu bu tarifi çok zor!!!Ve şu anda 7.haftamıza girdik,fakat ilk 3 ay riskli bir dönem olduğu için doktorum sağlığım yerinde olmasına rağmen herşeye hazırlıklı olmamı söyledi...Şimdi dört gözle 1haziran olmasını bekliyorum çünkü inşallah bebişimin kalbini duyucaz hatta kendisini görebilicez...
Yani arkadaşlar şu 8mmlik yaratık bir anda bütün hayatımı ele geçirdi...Kendimle ilgili bütün düşüncelerim değişti...İşkolik ben,kariyer manyağı benim şu anda tek düşündüğüm şu şirket bir an önce satılsın ben de gidiyim evimde rahat bir hamilelik geçiriyim sonra bebişim doğsun ve 1-2 sene de onunla kendim ilgileniyim...Tek düşündüğüm bu....Ben bile inanamıyorum buna ama öyle ,en azından sabah 8 akşam 6 biryerelerde çalışmak istemiyorum...
Bende ki havadisler böyle işte...Hayatım gerçekten şimdiden değişti....Bundan sonra sevgili dostlarım sizi kendimde yaşadığım değişikliklerle ve içimde büyüyen bebişle ilgili bol bol sıkacağaım gibi görünüyor...
Herkesi buradan kucaklıyorum ve kocaman öpüyorum....Görüşmek üzere,
Sevgiler...

Sunday, January 15, 2006

BABAM VE OĞLUM

Selam arkadaşlar,
Son zamanlarda sevgili arkadaşlarım bloglarında sinemadan filmlerden bahsetmişler,bende son zamanlarda beni en çok etkileyen filmden bahsetmek istedim...Sevgili eşimin işlerinden dolayı bayram tatilinde İzmir'deydik bende fırsattan istifade sinemaya gidip son filmleri izleyip dinlenmenin hayalini kurmuştum...Evet çok güzel dinlendim fakat sinemaya gelince sanırım İzmir'de kalan herkes benimle aynı fikirdeydi dolayısıyla Karşıyaka'daki sinemaların hiç birisinde istediğim zamanlara bilet bulamadım hiç bir filme!!!Özellikle Babam ve Oğlum filmi inanılır gibi değil ama sabah saat 11:00'de Kipa Cinecity'yi arayıp akşam seansına yer ayırtmak istediğimde saat 00:00 seansına yer var diyorlardı ,EGS'ye gidiyorum bilet alıyım diye kocaman yazmışlar "Babam ve Oğlum adlı filmin 00:30 seansı dışında biletleri tükenmiştir" En sonunda 2 gün öncesinden 19.00 seansına yer ayırtmayı başardım...Eşim giderken bu kadar yorum okuduk çok etkilendik inşallah beğeniriz dedi çünkü çok methedilen filmlerde zaman zaman hayal kırıklığı yaşayabiliyoruz...Ama bence bu güne kadar çekilen en ama en güzel Türk filmi ,hatta son senelerde izlediğim en güzel film diyebilirim...Eğer izlemeyen varsa mutlaka gitsin bir görsün derim özellikle erkekler...Çağan Irmak yapmış yapacağını,şahsen 2.defa bile izleyebilirim...Bence Türkiye'de baba rolünü en iyi oynayan oyunculardan birisi Çetin Tekindor ,torununa sarılırken bile gözleriniz doluyor...Hümeyra ne yazık ki yıldızı Avrupa Yakası ile geç parlamış Türkiye'nin en iyi aktrislerinden birisi ,dört dörtlük bir yıldız olduğunu düşünüyorum gerçekten rolünün hakkını vermiş...Bir filmde aynı anda gülüyorsunuz ve aynı anda hıçkırarak ağlıyorsunuz...Çağan Irmak en derininize iniyor ...Bu senaryoyu yazması için bu hikayenin gerçek olması gerekir diye düşünüyorum insan hayal ürünü olarak aşk hikayesi yazabilir Asmalı Konak'ta olduğu gibi ama bence bu film yaşanmış bir hikayeden esinlenerek ortaya çıkmış...Milyon USDlar harcanmamış bu filme,geçtiği zaman itibarıyle çok ışıklı tekonoloji çılgını bir film yapılmamış ama bugüne kadar yapılan en başarılı Türk filmi olmuş,
İyi bir filmin çok fazla reklama,lafa ihtiyacı yok iyi film zaten izleyicisiyle gerçek reklamını kendisi yapıyor bunun en güzel örneği olmuş bu film.
Mutlaka gidin görün derim eğer hala izlemediyseniz ve yanınıza Selpak almayı unutmayın!!
Herkesi öpüyorum,sevgiler...

Monday, October 31, 2005

YAZIK KIŞLIK YAPMAK

Yaklaşık 6 senelik iş hayatımda ilk defa 10 günlük bir tatilim oldu...Bunun sebebi de izinlerim falan değil, iş yerimden ayrılmamdı, tahmin edeceğiniz gibi o 10 gün benim için tam anlamıyla görmemişin izini olmuş ne yapacağını şaşırmış durumu oldu:) Ama işler tahmin ettiğim gibi gitmedi,önce işe göz ameliyatı ile başladım , 1 günde hallederim derken depremdi oydu buydu 2-3 günüm gitti, işe giderken her sabah sürünerek kalkan ben izin günlerimde sabahın 6:30 unda sevgili eşimle birlikte cin gibi uyanır oldum! Aman erkenden sokağa çıkıyım,şunu da yapıyım,bunu da yapıyım derken günler geçti bitti...Son 3 gün öncesine kadar herşey iyiydi taa ki cuma günü oturma odamın dolabı gelinceye kadar!!! Maalesef güzel evimin en büyük eksiği dolaptı ve ben her yaz sonu yatağımın altına kaldırdığım kışlıklarımı çıkartıp yerleştirirken sinir krizleri geçiriyordum ki sevgili eşim oturma odamıza bütün odayı kaplayan cankurtaran bir dolap yaptırarak bu problemi çözdü sağolsun... Çözdü çözmesine de dolabımızı yapan kayınpederimin marangozu Mehmet neredeyse elimde kalıyordu!!! Neden marangozlar,ustalar,mobilyacılar asla verdikleri sözü tutmaz daha doğrusu verdikleri saatte gelmezler anlamış değilim, acaba plansızlık,programsızlık mı dertleri? Neyse, bizim marangoz Mehmet cuma günü saat 12 en geç 1'de sendeyiz 4-5 gibi de işi bitiririz dedi tabi marangoz tecrübesizi ben ona göre plan yaptım, ertesi güne yardımcım Aynur Abla'yı ayarladım, cts günü öğlene kadar yazlık kışlık herşey bitecekti...Gelin görün ki işler böyle olmadı, peki ne oldu dersiniz? Bizim marangoz Mehmet saat 4 gibi teşrif etti!!!Eski dolabı söktü, yeni dolabın parçalarını getirdi evimin içine sıraladı hatta evi inşaat alanına çevirdi ve 1 saat sonra bizim mesai bitti deyip gitti!!!Tabi bu laf benim raydan çıktığım an oldu!!!Açtım ağzımı yumdum gözümü,ama adamlar çekti gitti!!!Fakat o kadar laftan sonra ertesi günü 10'da gelme sözü verdi ve gerçekten saat 10'a çeyrek kala geldiler...Ama benim cts günü de gitti ve saat 5:30 gibi ancak işleri bitti,bizim temizlememiz oldu saat 6:30-7:00. Yani benim cts gündüzüm de gitti...pazar günü de sabahın 9:00unda sevgili annemle bir başladık akşama kadar durmaksızın yazlık kışlık yaptık, gerçi bir yerde iyi oldu çünkü daha önce atmaya kıyamadığım ve senelerdir giymediğim bir sürü giysiyi cinnet anımda ayırdım, iyi bir temizlik yapmış oldum.Dolabım güzel oldu sonunda, hatta boş raflar bile kaldı!!!Pazar akşamı saat dokuzda sevgili anneminde benim de elimizi kaldıracak halimiz yoktu!!! Yatağa yattığımda tabanlarımın altı sızlıyordu...Her yaz sonu kabusum olan yazlık kışlık işini bu sene de atlattık,biraz annemle yorulduk ama deydi doğrusu...Allah hepimize kocaman,bol dolaplı evler versin inşallah da bu eziyetten kurtulalım...Sevgiler.

Saturday, October 29, 2005

VAZGEÇİLMEZ 20M

Sevgili Hatuş'cum beni sobelemiş,çok mutlu oldum çünkü her nekadar ne yazacağımı bilemesem de içimden deli gibi birşeyler yazmak geliyor...işte benim hayatımda vazgeçemediğim rasgele 20m...
1)Benim hayatımda-hepimizin olduğu gibi-öncelik ailem yani sevgili eşim,sevgili annem ve sevgili babam...
2)Arkadaşlarım...Vazgeçilmezim, değişilmezim arkadaşlarım...kız arkadaşlarla yapılan sohbet,çıkılan alışveriş, iş yerindeki canlarım kotorok arkadaşlarımla yaptığımız muhabbetler,kahvaltılar,dedikodular-maalesef artık işyerinde onlara katılamayacağım ama olsun arkadaşlık biryerle sınırlı değildir biz herzaman istediğimiz gibi görüşüp aynı kotoroklukları yaparız-. Kız arkadaşlarımla vakit geçirmekten duyduğum keyif bambaşka...
3)Alışveriş...Tek başıma veya kalabalık hiç önemli değil...Alsancak'a gitmek ve şööle bir mağazaları dolaşmak ne var ne yok bakmak veya akşam üzerleri EGS'ye gitmek,dolaşmak,D&R'a uğramak orada vakit geçirmek, kitapları incelemek,cdleri incelemek ve mutlaka yeni çıkan ve en çok okunanlardan almak...
4)Karşıyaka çarşısı...Karşıyakalı olarak asla vazgeçilmezimdir. Bir üst maddeden ayrı koyuyorum çünkü bence çarşı farklıdır...Çarşıda yürümek, Küçükavcı'dan kahve almak,Saray fırınından ekmek almak bunlar farklı bir keyif ,Karşıyakalı olanlar beni daha iyi anlar...
5)Küçükavcı'dan alınan mis kokulu kahve...akşam yemekten sonra sade bir kahve yapıp sevgili eşim istemese bile(uykusunu kaçırdığı için her akşam bana eşlik edemiyor!) kokoş kokoş keyifli keyifli içmek...
6)Yazın, havuz başında veya plajda hiç fark etmez bir elimde buzlu limonlu diet kola,bir elimde kitapla malak gibi saatlerce futursuzca güneşte yatmak.Bence yazın anlamı budur zaten...
7)Seyahat etmek...Param varsa yurtdışına gitmek,yoksa yurtiçinde uygun birşey bulup gitmek..ama her seferinde farklı bir yere gitmek farklı bir yer görmek...Bu konuda maalesef sevgili eşimle bazen ters düşüyoruz çünkü o daha evcimen bense yemiyim içmiyim ama geziyim diye bakarım...napalım bir orta yolunu buluyoruz işte....
8)Evde yayılmak,hiçbirşey yapmadan boş boş pijamalarımla oturup,romantik bir dvd alıp izlemek veya kitap okumak..kısacası evde tek başıma kafama göre aylaklık etmek...
9)Yemek yapmak...Şahsen ev işlerinde çok başarılı olduğumu söyleyemem fakaaaat bir yer var kiii bence pek de fena değilim...tabikii mutfak!!!Yemek yapmaya gerçekten çok düşkünüm, bütün gün yeni tarifler bulayım ve yapıyım ve herkes beğenerek yesin...fakat maalesef sevgili kocam değişik tatlar denemekten çok hoşlanmıyor dolayısıyla kendim yapıyorum kendim yiyorum...arkadaşlarımız gelince elimden geldiğince değişik şeyler yeni tarifler pişirmeye çalışıyorum bundan da sonsuz keyif alıyorum...
10)Sinemaya gitmek...Sevgili eşimle elimizden geldiğince sezon filmlerine gitmeye çalışıyoruz, gerçi son zamanlarda filmler sinemaya gelmeden dvd'si gelmiş oluyor bizim dvd'ciye ama sinemanın yerini tutmuyor bence...Güzel bir film + sıcak popcorn + sensun gazoz , bu keyif evde olmuyor.
11)Saatlerce telefonla konuşmak...Evlenene kadar sevgili babamın en büyük derdiydi bu, çünkü okuldan eve gelip saatlerce arkadaşlarımla telefonla konuşurdum, faturalar gelince de kaçacak delik arardım çünkü her ay babamdan aynı lafları duyardım, evlendikten sonra eşimin çok hoşuna gitmiyor bu defa da onunla geçirmemi istediği zamanı telefonda geçiriyorum diye laf yiyorum ama napıyım o da bilgisayarından kopamıyor!!!Ben bunu çok seviyorum,belki tek çocuk olmanın verdiği birşey bilmiyorum ama saatlerce arkadaşlarımla telefonda laflayabilirim...
12)Kahve falı...Türk kahvesi içtikten sonra ki bunu günde 3-4 defa yapıyorum, mutlaka o fincan kapanır,kimse yoksa kendi kendime fal bakılır!!!Ama zamanında ettiğim bir yeminden dolayı parayla asla baktırılmaz...sağolsun etrafımdaki sevgili falcı ruhlu dostlarım,bir kahveye falın alasını bakıyorlar:)
13)Arkadaşlarla yenilen keyifli ,uzun süren yemekler, gecenin sonunda erkeklerin pokere oturması biz kızların elimizde şaraplarımız veya kahvelerimizle sabaha kadar lak lak yapmamız...gene işin ucu kız kıza muhabette geliyor ama napiyim en sevdiğim şey bu...
14)Annemle geçirdiğimiz zamanlar...Hafta sonları annemle teyzeme yaptığımız turlar...Teyzem ve kuzenimle yapılan kahve-yemek muhabbetleri...
15)Son çıkan kitapları okumak ve okuyan arkaşlarımla oturup saatlerce kritiğini yapmak...
16)Yeni keşfettiğim blog olayı vazgeçilmezlerimden oldu bile...mutlaka girip bakmak, arkadaşlarımın bloglarını okumak,kendiminkini güncellemek...meğer yazı yazmayı ne çok seviyormuşum da haberim yokmuş...
17)Aile toplantıları yapmak...dayımlar,teyzemler,kuzenlerim, annem,babamla hep beraber yenen akşam yemekleri...bu da tek çocuk olmamdan kaynaklanıyor sanırım, kalabalık oturulan sofralar vazgeçilmezim...Umarım ileride kendimin de çok kalabalık bir ailesi olur...2 veya 3 çocuğumuz eşim ve ben...her akşam böyle kalabalık sofralarımız olur inşallah...
18)Çıtır İzmir gevreği tabii ki...Günün hangi saati olduğu hiç önemli değil yeter ki gevreğimiz çıtır olsun yanında tulum veya beyaz peyniri olsun biraz zeytinle domates de olursa dokunmayın keyfime....Ahhh ahhh eski işyerimde sabahları sevgili arkadaşlarımla yapardık bunu, çok özleyeceğim çok!!!
19)Yemek yemek...Yapmak kadar yemek da benim vazgeçilmezlerimden...Değişik tatları denemek sonucu ne olursa olsun mutlaka tatmak...Sevgili eşim bu huyumdan çok hoşlanmasa da ben bundan vazgeçemiyorum...Hele yabancı bir ülkedeysem mutlaka farklı tatlar ararım, ilk defa gittiğimiz bir restauranta gittiysek mutlaka menüdeki en farklı yemeği denemek isterim...Ben gurme falan olmalıymışım yaw!!!
20)Kışın sevgili eşimle evimizde televizyon karşısında polar batanniyelerimizin altında,pijamalarımızla pazar keyfi yapmak,güzel bir dvd izlemek, aromalı kahvelerimizi içmek...Ve her pazar vazgeçilmez keyfim yaz kış hiç farketmez yeter ki pazar olsun keyifli bir kahvaltı olsun arkasından saatlerce oturup gazete okuyayım,bütün yazarları,ekleri ile Hürriyet,Sabah,Milliyet...
Eveet arkadaşlar benden bu kadar umarım vazgeçemediğim 20 şeyi bayılmadan okursunuz...Başta zorlandım ama sonrasında çorap söküğü gibi geldi...Herkese her zaman sağlıklı ve vazgeçemeyecekleri ile daima beraber güzel yaşamlar dilerim...
Sevgiler.